« Blog

Zeytinlikleri Korumak Akdeniz Biyolojik Çeşitlilik Sıcak Noktasını Korumaktır

Levent Erkol- Doğa Koruma Uzmanı / Proje Evi Kooperatifi

Geleneksel zeytinlikler, Akdeniz kültürünün bir sembolü olmaktan çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda Dünyanın en önemli biyoçeşitlilik sıcak noktalarından biri olan Akdeniz Havzası'nda yaşayan ekosistemlerdir. Bu bölgeye yayılmış 30 milyon hektardan fazla zeytinlik, yerel biyoçeşitlilik üzerinde çok önemli bir etkiye sahiptir ve birçoğu endemik ya da tehdit altında olan sayısız bitki ve hayvan türünün yaşamını desteklemektedir.

Biyoçeşitlilik Sıcak Noktaları, endemik türler açısından zengin ve insan faaliyetleri tarafından tehdit edilen, önemli biyolojik çeşitlilik potansiyeline sahip bölgelerdir. Bir bölgenin biyolojik çeşitlilik sıcak noktası olarak nitelendirilebilmesi için endemik olarak en az 1.500 damarlı bitki türü içermesi ve tipik olarak tarım, kentleşme veya ağaç kesimi gibi faaliyetler nedeniyle doğal bitki örtüsünün en az %70'ini kaybetmiş olması gerekir. Yeryüzünde karasal alanların yaklaşık %2,4'ünü kaplamakla birlikte, dünyadaki endemik bitki türlerinin yarısından fazlasına ve ayrıca kuş, memeli, sürüngen ve amfibi türlerinin yaklaşık %43'üne doğal yaşam ortamı sağlayan 36 biyolojik çeşitlilik sıcak noktası bulunur.

Bu Biyoçeşitlilik Sıcak Noktalarından birini oluşturan, Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarını da kapsayan Akdeniz Havzası 25.000 bitki türü barındırmasıyla bilinmekte olup bunların %60'ı endemiktir. Özellikle düşük girdili sistemler olan geleneksel zeytinlikler, birçok tür için kritik yaşam alanları sağlar. Bu zeytinlikler, böceklerden kuşlara, sürüngenlerden memelilere kadar, birçoğu bölgesel veya küresel seviyede tehlike altında olan çok çeşitli yaşam formuna ev sahipliği yapar.

Örneğin, Türkiye'deki Bafa Gölü çevresinde yaşayan saz kedisi Felis chaus Schreber, 1777, bu bölgedeki zeytinlikler ve sulak alanların birleşiminde barınak ve avlanma alanı bulur. Bu çekingen yırtıcı için bu peyzaj, hem yaşam hem de beslenme alanı sunmaktadır. Benzer şekilde, küresel ölçekte tehlike altında olan ve çarpıcı renkleriyle dikkat çeken gökkuzgunlar Coracias garrulus L., 1758 ile özellikle eski yerleşimlerde yaşamayı tercih eden küçük kerkenez Falco naumanni Fleischer, 1818 zeytinlikleri beslenme alanı olarak kullanmaktadır. Küçük bir göçmen ötücü kuş olan karabaşlı ötleğen Sylvia atricapilla (L., 1758) de bu zeytinliklerin önemli sakinlerindendir. Böcekler ve meyvelerle beslenen bu kuş, zeytinliklerdeki çeşitli bitki örtülerinden yararlanmaktadır.

Geleneksel zeytinlikler hem biyoçeşitlilik hem de insan toplulukları için önemli ekosistem hizmetleri sağlarlar. Akdeniz'in engebeli arazilerinde erozyonu önlemeye yardımcı olurken, su tutma kapasitelerini artırarak sınırlı su kaynaklarının daha iyi yönetilmesine katkıda bulunurlar. Zeytin ağaçları, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletirken karbon yutakları olarak görev yapar ve derin kök sistemleriyle sağlıklı bir toprak yapısını ve verimliliği desteklerler.

Ayrıca, zeytin ağaçlarının yabani bitkiler ve diğer tarımsal ürünlerle bir arada bulunduğu karma ekim sistemleri (agrosilvopastoral sistemler), agro-ekolojik dayanıklılığı artırır. Bu çeşitlilik, zararlılara ve hastalıklara karşı direnci artırarak kimyasal girdilere duyulan ihtiyacı azaltır ve daha sürdürülebilir bir tarım modelini destekler. Akdeniz Havzası'nın biyoçeşitliliğini korumak için geleneksel zeytinliklerin korunmasını öncelik haline getirmek elzemdir. Bu peyzajlar, habitat tahribatı ve iklim değişikliği nedeniyle giderek daha savunmasız hale gelen birçok tür için sığınak sağlar. Doğa dostu tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak, agroekolojik sistemleri teşvik etmek ve bu geleneksel yöntemleri sürdüren küçük üreticilere destek olmak, hem biyoçeşitliliği hem de yerel geçim kaynaklarını korumanın kritik adımlarıdır.

Geleneksel zeytinlikleri korumak, Akdeniz Biyolojik Çeşitlilik Sıcak Noktası’nı korumaktır.