Warning: Undefined array key "em" in /home/u2325354/public_html/index.php on line 225

Warning: Trying to access array offset on value of type null in /home/u2325354/public_html/index.php on line 225
anatolivar
Etkinlik Takvimi
Event Calendar
Güncel planlanmış bir etkinlik bulunmamaktadır.
There are no planned events.
Günün Zeytin Çeşidi
Olive Cultivar of the Day
Ayvalık/Edremit
ANADOLU ZEYTİN ÇEŞİTLERİ
OLIVE CULTIVARS OF ANATOLIA
Kuvvetli gelişimi ve dikine büyüyen formu sayesinde üreticilerin tercih ettiği çeşitlerinden biri olan Ayvalık/ Edremit, Kuzey Ege’nin zeytinyağı kültürünün temel taşı olarak kabul edilir. Nefaseti açısından zengin, kimyasal ve duyusal açıdan yüksek kaliteli zeytinyağları üretmesiyle bilinir. İzmir, Balıkesir ve Çanakkale gibi 3 ilimizin tüm Kuzey Ege kıyı şeridinde geniş yayılışı ve geleneksel özellikleriyle yerel çeşitlerin neden vazgeçilmez olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatır.
Favored by growers for its vigorous development and upright growth habit, the Ayvalık/Edremit variety is considered a cornerstone of North Aegean olive oil culture. It is renowned for producing olive oils of exceptional quality—both chemically and sensorially—that boast a rich, exquisite flavor profile. Its widespread presence along the North Aegean coast—spanning the provinces of İzmir, Balıkesir, and Çanakkale—serves as a powerful reminder of why local varieties, with their traditional characteristics, remain indispensable.
Haritada Gör See on Map
ZEYTİN ATLASI OLIVE ATLAS
Zeytin Atlası Türkiye'nin iklime dirençli, yerel ve nadir zeytin çeşitlerini ve bu çeşitleri yaşatan doğa dostu üreticileri tüketicilerle bir araya getiren bir mecradır.
The Olive Atlas is a platform that brings together Türkiye’s climate-resilient, local, and rare olive varieties with eco-friendly producers who keep these varieties alive, connecting them with consumers.
Öne Çıkan Üretici
Featured Producer
Bir İz Atölyesi
Ceyda Yavuz Güzel
Bir İz Atölyesi
Ceyda Yavuz Güzel

2018 yılında, “Sonradan Köylü” her dosta gelen, nereden geldiği bilinmeyen o çağrının kendisine de gelmesiyle gönlünde büyüttüğü bir hayalin peşine düştü.

Şehirde mevsimsel gıdaya ulaşmaya çalışan kadınlarla, köylerde ekonomik özgürlüğünü kazanmak ve aile ekonomisine katkı koymak isteyen kadınları bir araya getireceği sosyal girişim modelini hayata geçirmek için bir alan ararken, Ege rüzgârları onu bir orman köyündeki zeytinliğe savurdu.

Yıllarca iki yaşlı kız kardeşin emek verdiği, sağlık sorunları nedeniyle satışa çıkardıkları bu zeytinlik, Bir-iz’in yuvası oldu.

“Birlikte üretmek ve bir olmak lazım” diyerek Bir-iz Atölyesini hayata geçirdi.

Sonrası; sayısız eğitim, seminer, çalınan kurum kapısı ve en önemlisi dostlarının ve ailesinin desteğiyle, kolay olan yerine doğru olduğuna inandığı yolu seçme hikâyesiydi.

Bir-iz, ilk günden beri zehirsiz ve iklim krizine dirençli yöntemlerle üretmeyi seçti.

Bugün de sağlıklı üretenin bir gün hak ettiği desteği göreceğine inanarak, kendisine emanet olduğuna inandığı başta Memecik bahçesi olmak üzere 3 farklı bahçeden zeytinyağı üretmeye devam ediyor.

Çünkü Bir-iz için mesele yalnızca zeytin ve zeytinyağı değil.

Dürüstlükle üretmek, birlikte güçlenmek ve toprağa güzel bir iz bırakmak.

In 2018, the "Accidental Villager" pursued a dream she had long nurtured in her heart after receiving that mysterious, inexplicable call—the one that comes to every kindred spirit.

While searching for a space to launch a social enterprise model that would unite urban women seeking seasonal produce with rural women striving for economic independence and a way to contribute to their family finances, the winds of the Aegean carried her to an olive grove in a forest village.

This grove—tended for years by two elderly sisters who had put it up for sale due to health issues—became the home of Bir-iz.

Declaring that "we must produce together and stand as one," she brought the Bir-iz Workshop to life.

What followed was a journey defined by countless training sessions, seminars, and doors knocked on—but above all, by the support of friends and family—as she chose the path, she believed was right over the easy one.

From day one, Bir-iz chose to produce using methods that are toxin-free and resilient to the climate crisis.

Today, believing that those who produce healthily will eventually receive the support they deserve, she continues to produce olive oil from three different groves—most notably the Memecik orchard—which she views as a precious trust placed in her care.

For Bir-iz, it is not merely about olives and olive oil.

It is about producing with integrity, growing stronger together, and leaving a beautiful mark on the land.

Öne Çıkan Blog Yazıları
Featured Blog Posts
Zeytinlikleri Korumak Akdeniz Biyolojik Çeşitlilik Sıcak Noktasını Korumaktır

Levent Erkol- Doğa Koruma Uzmanı / Proje Evi Kooperatifi

Geleneksel zeytinlikler, Akdeniz kültürünün bir sembolü olmaktan çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda Dünyanın en önemli biyoçeşitlilik sıcak noktalarından biri olan Akdeniz Havzası'nda yaşayan ekosistemlerdir. Bu bölgeye yayılmış 30 milyon hektardan fazla zeytinlik, yerel biyoçeşitlilik üzerinde çok önemli bir etkiye sahiptir ve birçoğu endemik ya da tehdit altında olan sayısız bitki ve hayvan türünün yaşamını desteklemektedir.

Biyoçeşitlilik Sıcak Noktaları, endemik türler açısından zengin ve insan faaliyetleri tarafından tehdit edilen, önemli biyolojik çeşitlilik potansiyeline sahip bölgelerdir. Bir bölgenin biyolojik çeşitlilik sıcak noktası olarak nitelendirilebilmesi için endemik olarak en az 1.500 damarlı bitki türü içermesi ve tipik olarak tarım, kentleşme veya ağaç kesimi gibi faaliyetler nedeniyle doğal bitki örtüsünün en az %70'ini kaybetmiş olması gerekir. Yeryüzünde karasal alanların yaklaşık %2,4'ünü kaplamakla birlikte, dünyadaki endemik bitki türlerinin yarısından fazlasına ve ayrıca kuş, memeli, sürüngen ve amfibi türlerinin yaklaşık %43'üne doğal yaşam ortamı sağlayan 36 biyolojik çeşitlilik sıcak noktası bulunur.

Bu Biyoçeşitlilik Sıcak Noktalarından birini oluşturan, Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarını da kapsayan Akdeniz Havzası 25.000 bitki türü barındırmasıyla bilinmekte olup bunların %60'ı endemiktir. Özellikle düşük girdili sistemler olan geleneksel zeytinlikler, birçok tür için kritik yaşam alanları sağlar. Bu zeytinlikler, böceklerden kuşlara, sürüngenlerden memelilere kadar, birçoğu bölgesel veya küresel seviyede tehlike altında olan çok çeşitli yaşam formuna ev sahipliği yapar.

Örneğin, Türkiye'deki Bafa Gölü çevresinde yaşayan saz kedisi Felis chaus Schreber, 1777, bu bölgedeki zeytinlikler ve sulak alanların birleşiminde barınak ve avlanma alanı bulur. Bu çekingen yırtıcı için bu peyzaj, hem yaşam hem de beslenme alanı sunmaktadır. Benzer şekilde, küresel ölçekte tehlike altında olan ve çarpıcı renkleriyle dikkat çeken gökkuzgunlar Coracias garrulus L., 1758 ile özellikle eski yerleşimlerde yaşamayı tercih eden küçük kerkenez Falco naumanni Fleischer, 1818 zeytinlikleri beslenme alanı olarak kullanmaktadır. Küçük bir göçmen ötücü kuş olan karabaşlı ötleğen Sylvia atricapilla (L., 1758) de bu zeytinliklerin önemli sakinlerindendir. Böcekler ve meyvelerle beslenen bu kuş, zeytinliklerdeki çeşitli bitki örtülerinden yararlanmaktadır.

Geleneksel zeytinlikler hem biyoçeşitlilik hem de insan toplulukları için önemli ekosistem hizmetleri sağlarlar. Akdeniz'in engebeli arazilerinde erozyonu önlemeye yardımcı olurken, su tutma kapasitelerini artırarak sınırlı su kaynaklarının daha iyi yönetilmesine katkıda bulunurlar. Zeytin ağaçları, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletirken karbon yutakları olarak görev yapar ve derin kök sistemleriyle sağlıklı bir toprak yapısını ve verimliliği desteklerler.

Ayrıca, zeytin ağaçlarının yabani bitkiler ve diğer tarımsal ürünlerle bir arada bulunduğu karma ekim sistemleri (agrosilvopastoral sistemler), agro-ekolojik dayanıklılığı artırır. Bu çeşitlilik, zararlılara ve hastalıklara karşı direnci artırarak kimyasal girdilere duyulan ihtiyacı azaltır ve daha sürdürülebilir bir tarım modelini destekler. Akdeniz Havzası'nın biyoçeşitliliğini korumak için geleneksel zeytinliklerin korunmasını öncelik haline getirmek elzemdir. Bu peyzajlar, habitat tahribatı ve iklim değişikliği nedeniyle giderek daha savunmasız hale gelen birçok tür için sığınak sağlar. Doğa dostu tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak, agroekolojik sistemleri teşvik etmek ve bu geleneksel yöntemleri sürdüren küçük üreticilere destek olmak, hem biyoçeşitliliği hem de yerel geçim kaynaklarını korumanın kritik adımlarıdır.

Geleneksel zeytinlikleri korumak, Akdeniz Biyolojik Çeşitlilik Sıcak Noktası’nı korumaktır.

Küresel İklim Değişikliğinin Zeytin Ağacının Sürdürülebilirliği Ve Zeytinyağı Kalitesi Üzerindeki Etkisi

Dr. Ümmühan Tibet - UZZK Yönetim Kurulu Üyesi

Akdeniz’in kadim topraklarında yüzyıllardan beri kök salan zeytin ağacı, sadece bir bitki değil, aynı zamanda kültürün, sağlığın ve ekonominin simgesidir. Zeytinyağı ise bu kutsal ağacın insanlara sunduğu en değerli hediye. Ancak bu köklü sembol, günümüzde küresel bir tehditle karşı karşıya: İklim değişikliği. Son yıllarda küresel ölçekte görülen, yağışların azalması, sıcaklıkların yükselmesi ve kuraklığın artması ile karakterize edilen iklim değişikliği günümüzün en önemli problemlerinden birisidir. Dünyamızın sıcaklığı düzenli olarak artmaktadır. Son 100 yıl içerisinde yeryüzünde sıcaklığın 0,7 - 0,8 °C civarında arttığı (Sağlam ve ark., 2008), 2100 yılına kadar 0,9-  3,5°C arasında artacağı (Chakraborty ve ark., 2000) ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ise bu artışın devam edeceği tahmin edilmektedir (Sağlam ve ark., 2008).

Dünyanın toplam zeytinlik alanlarının %98’ini barındıran ve ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nın dünyadaki iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek alanlardan birisi olduğu rapor edilmektedir (Aksay ve Ark, 2005). Artan sıcaklıklar, azalan yağış miktarları ve mevsimlerin öngörülemez hale gelmesi, zeytin ağacının doğal döngüsünü zorlamaya başlamıştır. İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkelerde iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle özellikle tarımsal alanlarda su talebi artmakta ve bölgesel su kıtlığı yaşanmaktadır. Zeytin ağacı, geleneksel olarak zorlu koşullara uyum sağlayabilen, kuraklığa dayanıklı bir ağaç olarak bilinmesine rağmen, ani değişen veya aşırı iklim olayları karşısında bu uyum kapasitesi zorlanmaya başlamıştır. Artık sadece verim üzerinde değil, zeytinyağının duyusal ve kimyasal kalitesinde de belirgin değişiklikler gözlemlenmektedir. Nitekim küresel iklim değişikliğinin etkisiyle zeytin tarımının sürdürülebilirliği ve Kuzey Ege Bölgesi’ndeki zeytin tarımına uygunluk ve fenolojik değişikliklerin  araştırıldığı bir çalışmada, ortalama hava sıcaklığının 5-6 0C artacağı, yıllık yağış projeksiyonlarının azalacağı ve bu nedenle de zeytin ağacı adaptasyon çalışmalarına başlanması öngörüsü vurgulanmaktadır (Didar, 2021; Türkeş, 2024).  Yüksek sıcaklıklar çiçeklenme dönemini olumsuz etkileyerek meyve tutumunu azaltabilmektedir. Kuraklık ise ağaçta su stresine neden olarak meyvede erken bozulma ve olgunlaşma yaratmaktadır. Bu durumun, serbest yağ asitliğinin yükselmesini engellemesine rağmen zeytinyağının tekli doymamış/çoklu doymamış yağ asitleri oranının düşmesine, duyusal özelliklerde de meyvemsiliğin azalarak yağ kalitesinin olumsuz etkilenmesine neden olduğu rapor edilmektedir (Dag ve Ark., 2014). Kimyasal bileşimdeki değişim daha derinlemesine incelendiğinde, sıcaklık artışının zeytinyağının sterol kompozisyonunu1 etkilediği görülmektedir. Özellikle sıcak iklimlerde zeytinyağlarında β-sitosterol2 toplamında azalma, Δ7-stigmastenol3 miktarında ise artış gözlemlenmiştir (Tous et al., 2011). Bu durum, bizim ülkemiz de dahil, bazı ülkelerde yasal limitlerin aşılmasına neden olduğundan Uluslararası Zeytin Konseyi Ticari Standardında karar ağaçları oluşturularak zeytinyağının özgünlüğünün tespiti sağlanmaktadır (IOC, 2021). Ayrıca, sıcaklık arttıkça linoleik asit oranının yükseldiği, oleik asit oranının ise azaldığı belirlenmiştir. Bu değişim, zeytinyağının yağ asidi profilini doğrudan etkileyerek oksidatif stabiliteyi4 düşürmekte ve raf ömrünü kısaltmaktadır (Gómez-Rico et al., 2006). Ülkemizde yapılan Türk Zeytinyağlarının Bölgesel Karakterizasyonu başlıklı çalışmada, sıcaklığın artışı ile üretilen zeytinyağının kimyasal özelliklerindeki değişim açıkça ortaya konulmuştur (Gümüşkesen, 2003). Son yıllarda yapılan bir başka çalışma ise, tekli doymamış yağ asitleri (MUFA), çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA), oleik asit, linoleik asit ve E vitamini değişimlerinin %57,8'inin ortalama sıcaklıkla açıklandığını göstermiştir. (Ben Hmida, 2022). Stres koşullarında yetişen zeytinlerden elde edilen zeytinyağlarında, duyusal açıdan belirgin bir şekilde acılık ve yakıcılık artmış olmasına rağmen, meyvemsilik özelliğinin azaldığı ve aynı zamanda özgül soğurma5 değerlerinde hızlı bir yükselme ile birlikte raf ömrünün kısaldığı gözlenmektedir.

Sonuç olarak, zeytin ağacı, binlerce yıllık geçmişiyle hem doğaya hem de insana uyum sağlayabilmiş nadir türlerden biridir. Ancak iklim değişikliğinin etkileri bu dayanıklı türü bile zorlamaktadır. Sıcaklık artışları, kuraklık, anormal hava olayları ve belirsiz mevsim geçişleri; zeytinin verimini, zeytinyağının kalitesini ve dolayısıyla üreticinin gelirini tehdit eder hale gelmiştir.

[1] Sterol kompozisyon: Steroller, bitkilerde ve hayvanlarda bulunan yağ bileşiklerindendir. Sterollerin çeşidi ve % değişimi her bitkisel yağda farklılık gösterdiği için, yağın menşei ve saflığı konusunda önemli bilgi verir.

2 β-sitosterol toplamı: Bitkisel yağlarda en çok bulunan sterol çeşitlerinin toplam miktarını gösterir; bu değer yağın kalitesini ve doğallığını yansıtır.

3Δ7-stigmastenol: Yağda bulunan özel bir sterol çeşididir. Bu değer, yağın saf mı yoksa başka yağlarla karışmış mı olduğunu anlamak için çok önemlidir.

4 Oksidatif stabilite: Yağın havayla temas ettiğinde bozulmadan ne kadar süre dayanabildiğini gösterir. Yani yağın raf ömrüyle ilgilidir.

5Özgül soğurma değerleri: Yağın ışığı ne kadar emdiğini ölçen sayılardır. Bu ölçüm, yağın ne kadar taze veya ne kadar oksitlenmiş (bozulmaya başlamış) olduğunu gösterir.

Bu olumsuzluklara rağmen geleceğe dair umutlarımızı kaybetmemeliyiz. Çünkü çözüm yolları mümkündür: Tarım tekniklerinin yeniden düzenlenmesi, agro-silvo-pastoral üretim teknikleri ve verimli sulama sistemlerinin kullanılması, doğru hasat zamanlamasının belirlenmesi, iklime uygun zeytin çeşitlerinin tercih edilmesi ve üreticiye yönelik eğitim ve teşviklerin artırılması gibi adımlar hem zeytin ağacının sürdürülebilirliğini hem de zeytinyağının kalitesini korumada büyük rol oynayacaktır. İklim değişikliğinin sadece uzak kutupları ya da deniz seviyesini değil, soframıza gelen bir kaşık zeytinyağını bile etkileyebildiğini fark ettiğimizde, bu konuda atılacak her adım daha anlamlı hale gelecektir.

Zeytinâlem
Oliverse
Bu eşsiz ortam—‘zeytin peyzajı’, Akdeniz maki ekosistemi içinde belirli bir birlikte varoluş biçimini temsil eder. Sakinleri ve kültürleri birlikte, hem biyolojik hem de sosyo-kültürel çeşitlilik için bir barınak (șimdilerde sığınak) olan Zeytinâlem’i oluşturur.
This unique environment—the 'olive landscape'—represents a particular form of coexistence within the Mediterranean maquis ecosystem. Together, its inhabitants and cultures make up Zeytinâlem, a shelter (nowadays a refuge) for both biological and socio-cultural diversity.